Group Seb Genel Müdürü Cüneyt Yağci Anlatiyor

Baku Electronics’in küçük ev aletleri portfolyosundaki Tefal, Moulinex ve Rowenta markalarının üreticisi Groupe SEB’in İstanbul Genel Müdürü Cüneyt

Yağcı anlatıyor: Nasıl başladık? Nasıl büyüdük? Nasıl gelişiyoruz?

 

Tefal’in NAB Holding’le tanışması ve işbirliği nasıl başladı, nasıl gelişti?

 

NAB’la tanışmamız on yıl kadar önceye dayanıyor. Azerbaycan pazarındaki potansiyeli görüp orada doğru insanlarla doğru iş yapma niyetimiz sonucu

tanıştık. Azerbaycan’daki küçük ev aletleri pazarındaki faaliyetimizi Baku Electronics işbirliğiyle yürütme kararı aldığımız günden beri Eromi kardeşlerle çalışıyoruz. İş hacmimizi büyütebilmek için de NAB Holding’le yatırım planları ve iş geliştirme çalışmaları yapıyoruz. Azerbaycan pazarını sıfırdan başlayarak beraber büyüttük. Biz pazar etkinliğimizi genişletirken zaman içinde NAB Holding de ana distribütörlük sistemini büyüttü. Birlikte büyümeye devam ediyoruz.

 

Büyüme devam ediyor mu?

 

Potansiyeli olan bir iş alanımız var ve halen büyümeyi sürdürüyoruz. Her yıl minimum yüzde on-onbeş oranında büyüme hedefliyoruz, kimi yıllar bunun da üzerine çıktığımız oluyor. İşbirliğimizi sorumluluk coğrafyamız dahilinde diğer ülkelere de yayma düşüncemiz var. Bu yönde değişik projelerimiz var ama asıl ilgi alanımız halen büyüyen bir pazar olan Azerbaycan.

 

“Azerbaycan büyümekte olan ve potansiyeli olan bir pazar”

 

Azerbaycan pazarının kendine has özellikleri var mı?

 

Enteresan bir pazar olduğunu söyleyebilirim. Para tam anlamıyla henüz halka inmiş değil. Petrol, doğalgaz gibi çok zengin doğal kaynakları var ve ulusal zenginliği aşama aşama tabana yayılıyor. Bu da giderek tüketim toplumuna dönüşmesini ve özellikle bizim faaliyet gösterdiğimiz alandaki potansiyelin artmasını sağlıyor. Gelir dağılımının giderek normalleşmesi birtakım fırsatlar doğuruyor tabii ama bunun yanında kimi riskleri de barındırıyor. En yakın örnek olarak Türkiye’yle karşılaştırdığımızda, henüz %10-15’lik gibi bir kapasitede olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’deki gelir dağılımını AB ortalamalarıyla karşılaştırdığımızda karşımıza çıkan oranlardaki gibi bir görünüme Türkiye-Azerbaycan karşılaştırmasında da rastlıyoruz.

 

Küçük ev aletleri pazarı gelir dağılımındaki değişimin anında izlenebildiği bir alan olsa gerek...

Aynen öyle. Beyaz eşyada olduğu gibi, olmazsa olmaz ev aletleri olarak gördüğümüz ürünler her eve mutlaka en az bir kez giriyor. Televizyon ve buzdolabı gibi elektrikli süpürge ve ütü de temel ürünler. Bu dört temel ürün üzerine eklenebilecek olanlar gelire bağlı olarak şekilleniyor. İş potansiyelinin

büyümesini sağlayan ürün grubu da onlar oluyor. Bu aşamada devreye doğal olarak iletişim planları ve bütçeler giriyor. Yatırım yapıp geri dönüş beklemek gerekiyor. Şu an stratejik bir noktadayız ve önümüzdeki iki yıl içinde aşama aşama artan faaliyetlerimiz olacak. NAB grubuyla da dirsek teması halindeyiz ve yatırım planlarımızı ortak görüşler çerçevesinde yapıyoruz.

 

NAB gibi bir çözüm ortağınız olmasının ne avantajlarını görüyorsunuz?

 

Özellikle Azerbaycan pazarını çok iyi tanıyor olmaları, yatırıma açık bir iş felsefesine sahip olmaları ve kendi dağıtım kanallarını geliştirmekte olan bir yapı böyle bir operasyon için ideal. Türkiye’de edindiğimiz deneyimle Azerbaycan vizyonu oluşturduğumuz için geleceği görür gibiyiz. Son iki yılda Türkiye’de önemli bir dönüşüm yaşandı. Hipermarketler ve AVM’lerde oluşan rekabet yapısı ve marketlerin toplam ciromuzun üçte birini karşılar hale gelmesi, benzer bir gelişmenin Azerbaycan’da da yaşanacağının göstergesi. Önemli olan tüketiciyi memnun etmenin yollarını bulmaya devam etmek ve bu vaadi doğru mesajlarla iletebilmek. Sahada iyi bir ekip çalışması ve iki ülkedeki yönetim birimleri arasında koordinasyonla bize gereken üçlü sacayağını çok sağlıklı kurmuş durumdayız.

İyi diyalog ortamı ve oturtmuş olduğumuz düzenden herkes memnun gözüküyor.

 

Satış noktalarının artışı ve güncellenmesi temel hedef iniz olmalı.

 

Hedef imiz güne uygunluktan da öte, güncel göstergelerin bir adım önünde olabilmek. Pazar payının büyümesini beklemeden, büyütmek için ortak projeler geliştirmek kaçınılmaz. Beyaz eşyayla birlikte küçük ev aletlerini promosyon malzemesi olarak kullanmaları böyle bir girişim oldu. Tabii ki maliyetleri zorlamadan temkinli hareket etmek de gerekiyor, sonuçta büyüyor olmasına rağmen yeni sayılabilecek bir pazar.

 

“Azerbaycan bizim için yeni değil, artı pazar”

 

Türk ve Azeri tüketici arasında davranış farkı saptadınız mı?

 

Azerbaycan’la Türkiye arasında hiçbir fark yok. Aynı tüketici kültürüne sahip iki toplum. Bakü’ye gittiğim zaman bir kelime bile yabancı dil konuşmuyorum.

Yemeğe gittiğim zaman “Sümüklü et”in pirzola demek olduğunu bilmek lazım tabii! Ufak tefek gülümsetici anlam farklılıkları dışında aynı dili konuşuyoruz. Tüketici tepkileri de Türkiye’den farklı değil. Nihai tüketici yine temel olarak kadınlar ve Türkiye için hazırlanan reklam ve tanıtım malzemeleri aynen Azeri tüketicisine uyarlanabiliyor. Bu tabii ki önemli bir avantaj. Bütün bunlar Azerbaycan’ı farklı ve yeni bir pazar olarak değil artı bir pazar olarak görmemizi sağlıyor. Pazarlama bakımından çok küçük farklar var. Örneğin Türkiye’de Anneler Günü ne kadar önemliyse, Azerbaycan’da da Kadınlar Günü o kadar önemli. Bu da oradaki kampanyaları belirliyor. Bu farklılıkları yakalayıp tüketiciden gelen geri beslemeyi gözönünde bulundurarak hareket etmek gerekiyor.

 

İşbirliğinin bu yöndeki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Groupe SEB olarak Türkiye’de B2B (business to business) alanında üç bölgeden sorumluyuz. Bölge sorumlumuz en fazla üç ayda bir Azerbaycan’a giderek tüketici ve operasyon gözlemlerinde bulunuyor. Baku Electronics yönetimiyle de sık sık buluşuyor. İşin büyümesiyle ilgili konjonktüre bağlı yavaşlamalar yaşamış olabiliriz fakat şu ana kadar hiçbir sorunla karşılaşmadık. Önümüzde iyi bir dönem var. Aşama aşama öne çıkan birtakım ürün gruplarımız var. Örneğin Türkiye’de ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu’da satan kıyma makinesi, Azerbaycan’da ilk üçte. Ütü ve süpürge grupları da belli bir seviyeye geldi. Rekabeti gözönünde bulundurarak etkinliğimizi artıracağız. Özellikle Tefal markasıyla pazar lideriyiz, Rowenta ve Moulinex markalarıyla da tamamlayıcı ürün gruplarını piyasaya sunuyoruz. Türkiye’de ne lansmanı yapıyorsak, Azerbaycan’a da anında taşıyoruz. Cironun yüzde onuna yakın oranda pazarlama desteği sağlıyoruz. En keyif aldığımız nokta ise birbirimizi çok iyi anlıyor olmamız. NAB Holding, biz ve Azeri tüketici akşam evine gittiğinde rahat uyuyor.

 

“NAB’ı en iyi beş müşterimizden biri olarak görüyoruz”

 

Geleceği nasıl görüyorsunuz?

 

“Kim 500 Milyar İster?” yarışmasındaki gibi, aşama aşama gelişeceğimizi umuyorum. Çok güzel bir geçmişle belli bir aşamaya geldik. Her türlü f ikre ve projeye açık olarak üst sıralara çıkmayı hedefliyoruz. En önemli konu üç taraflı ilişkiyi en üst seviyede tutmak. NAB’la ne problem yaşadık diye kendime sorduğumda, en ufak bir problem bile yaşamadığımızı görüyorum. 500’e yakın müşterimiz arasındaki en iyi beş müşterimizden biri olarak gördüğümüzü çok açık ve net olarak söyleyebilirim.